STRATEJİDE NEYMİŞ, İŞİMİZ GÜCÜMÜZ VAR…

Şirketlere veya kurumlara stratejiyle ilgili eğitim verdiğinizde katılımcıların gözünde başlıkta yazan ifadeye benzer ifadeleri hatta daha da ileri giderek “strateji de neymiş, ne anlatıyor bu adam, gelsin yaptığım işi yapsın da göreyim bakalım bu şekilde stratejiden bahsedebiliyor mu..” diye düşündüklerini hissedersiniz. Hatta özgüveni yüksek birkaç kişi çıkar ve bunu size sorar “Çok yoğun çalışıyoruz, anlattığınız tüm bu kavramlara nasıl vakit ayıracağız diye”.

Bu konu aslında günümüz iş dünyasının rekabet ve yüksek tempolu çalışma ortamında belki de en anlaşılamayan konudur. İnsanların anlayamadığı konu ise strateji zaten hayatın merkezindedir. Kişiler çalıştığı kurumun stratejine, vizyonuna katkı sağlayacak şekilde çalışmıyorsa zaten bu kadar yoğun çalışmasına gerek yoktur yaptığı işin firmaya herhangi bir katma değeri yoktur. Bu yüzden yaptığımız her işte stratejiyi hayatın merkezine koymalı, yaptığımız her işin stratejiye uygun olup olmadığını, firmamızın amacına ulaşması için katkı sağlayıp sağlamadığı sorgulayarak yapmamız gerekmektedir. Ancak stratejiyi tüm faaliyetlerin merkezine koymak için yapmamız gereken en önemli şey tüm paydaşları bu stratejinin gerekliliğine inandırmaktır. Tüm paydaşlar ortak hedefe odaklandıktan sonra zaten strateji tüm hayatın merkezine kendiliğinden geçecektir.

Stratejik yönetim süreçlerini hayata geçirme ve kurumun değişim sürecinde karşımıza çıkan bir diğer sorun da kişilerin stratejinin gerekliliğine inanmamalarıdır. Stratejinin bir firma için neden olmazsa olmaz olduğunu açıklamak için öncelikle strateji ve değer açıklığı kavramlarından bahsetmekte yarar görüyorum.

Firmaların değişen rekabet koşullarına ayak uydurabilmesi çeşitli yöntemlerle büyümesi gerekmektedir. Bu büyüme organik büyüme ile gerçekleştirilebileceği gibi, rakip firmaların alımı ya da ortaklıklar gibi kararlarla inogranik büyüme şeklinde de gerçekleştirilebilir. Firmalar genelde büyümek için operasyonel iyileştirmeler yapmakta, kaynaklarını verimli kullanmaya çalışmaktadır. Ancak yinede büyümenin büyük bir kısmı enflasyon, satış fiyatı arttırımı ve döviz kurunun artışından gelmekte ve genelde yanıltıcı olabilmektedir. Firmaların hissedarlarının beklentilerini karşılaması, değişen zaman koşullarına ayak uydurabilecek güçlü yapıya sahip olabilmesi ve oluşturduğu katma değeri arttırabilmesi için doğal büyümeden daha fazla büyüme oranlarını yakalamalıdır. Strateji kavramı da tam olarak bu noktada devreye girmektedir. Strateji, firmanın gelecekte ulaşmak istediği noktaya giderken uygulanacağı yol ve yöntemlerdir. Stratejinin ilk adımı firmanın mevcut kaynaklarıyla ulaşabileceği nokta ile vizyonu arasındaki değer açıklığını tanımlamaktır.

Görüldüğü gibi günümüz iş dünyasında rekabetin olmazsa olmaz şartı; stratejimizi belirlemek, içselleştirmek ve belirlediğimiz hedefler doğrultusunda yorulmadan koşturmaktan geçmektedir. Stratejisi olmayan bir firma rotası olmayan gemiye benzer, gemidekilerin gayretiyle belki ilerleyebilirsiniz ancak herkes kendine göre dümeni kırarsa kaybolup gidersiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir